Ana Menü
Foto Galeri
E-Bülten
Sayac



İstatistikler Yükleniyor ..!

Komşu Köylerimiz

YUVACIK KÖYÜ

 

İlçenin güneydoğusunda 23 km uzaklıkta 27 haneli 81 nüfuslu bir köydür. Son yıllarda giderek artan göç nedeniyle nüfus hızla azalmaktadır. Köy ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Ancak köyün ekilebilir arazi miktarının kısıtlı olması arazinin engebeli olması gibi nedenlerden dolayı verim düşüktür. Göç nedeniyle bugün topraklarının büyük bir bölümü de ekilememektedir.Hayvan sayısında da sürekli bir düşüş gözlenmektedir. Bugün ancak 100 büyükbaş 500 adet de küçükbaş hayvan vardır.

Merkez köyün dışında Dip Mahalle ile Kışlaoğlu mezrasında ise durum farklıdır. Bu mevkiler hem arazi yapışı, hem de İklim özelliği gibi nedenlerle tarıma son derece elverişlidir. Her iki yerleşim biriminde de her türlü meyve ve sebze tarımı yapılmaktadır. Domates, fasulye, biber, salatalık, marul, lahana, kabak… gibi sebzelerle; elma, armut, erik, dut, üzüm gibi meyveler yetiştirilmektedir. Her İki yerleşim merkezi de hayvan yetiştiriciliğine uygun yerlerdir. Köyün tarihi ile İlgili kesin bir bilgi yoktur.

 

YOĞUNPELİT KÖYÜ

İlçenin güneydoğusunda merkeze 35 km uzaklıkta bir köydür. 40 haneli köyün 2000 nüfus sayımına göre nüfusu 57′dir.
Elektriği, otomatik telefonu, şebekeli içme suyu vardır. Köyün en önemli geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Ekonominin bir başka girdisi de gurbetçiliktir. Gurbete gidenlerin çoğu hamam işletmeciliğini meslek edinmişlerdir. Köyde 100 adet küçükbaş 80 adet de büyükbaş hayvan vardır.
Reşadiye’nin diğer köylerinde olduğu gibi bu köyde de göç olgusu nüfus erozyonuna yol açmıştır. Arazisi verimli olup, etrafı ormanla çevrilidir, ihtiyaçlarım karşılayacak düzeyde sebze ve meyve yetiştirilir.
Köyün ilçe merkeziyle ulaşım güçlüğü vardır. Okur-yazar oranı o/o 60dır.
 

YEŞİLYURT KÖYÜ

 

İlçenin güneybatısında bulunan Yumurcaktaş ve Yemişen mahalleleri 1992 yılında aynı muhtarlığa bağlanıp Yeşilyurt Köyü adı altında tüzel bir kişiliğe kavuşturulmuştur, 1997 yılında ise Yeniköy’ün Yoğurtluca mahallesi de bu köye bağlanmıştır. Yemişen mahallesi merkez kabul edilmiştir. Yemişen mahallesi İlçeye 14 km uzaklıkta 30 haneli 2000 nüfus sayımına göre 114 nüfuslu bir köydür. Yumurcaktaş ise 15 km uzaklıkta 12 haneli ve 55 nüfusludur.
Yemişen mahallelinin kuruluşu çok eski olmakla birlikte kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Yumurcaktaş mahallesinin kuruluşu ise yenidir. Kurtuluş savaşı yıllarından önce İşgaller ve isyanlar neticesinde doğu bölgesinden Tokat havalesine göç etmişler. Öncelikle iki aile İsmail Efendinin Önderliğinde yazları Sivas’ın Dumanlı yaylalarında, kışları ise Darıdere, Saraykışla ve Çayırpınar Köyü yakınlannda çadır kurarak yaşarlarmış.
Şu anda Yumurcaktaş mahallesinin bulunduğu yerde Bereketlili birisinin yaşadığı söylenmektedir. Ancak Bereketlili burasını satılığa çıkarmış. Molla İsmail ve arkadaşları satın almışlar. Köyün batı tarafında Kelkit Nehri kenarında yumruk şeklinde bir taş olduğu ve İsmini buradan aldığı söylenir.
Yeşilyurt köyünde kavda değer tarihi bir eser yoktur. Bazı mezar taşlarından da bir hayli eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Köy, yeşillikler içerisindedir. Kellerderesi Şelalesi görülmeye değer güzelliktedir.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım ürünlerinden buğday, arpa, fiğ, patates, nohut gibi ürünler yetiştirilmektedir. Kendilerine yetecek ölçüde fasulye, lahana, domates, pırasa gibi sebzeler yetiştirilmektedir.
 

YENİ TURAÇ KÖYÜ

 

İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır. İlçenin batısında yer almaktadır. Köyde 6 hane ve 2000 nüfus sayımına göre 63 nüfus vardır.
Köy Kelkit Vadisinin kuzeyinde yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştur. Etrafı ormanlarla çevrilmiştir. Oldukça güzel bir görünümü vardır.
Köy halkı, Cumhuriyetten sonra Yunanistan’dan mübadele yoluyla Türkiye’ye getirilmiştir, ilk önce İstanbul’un Çatalca ilçesine oradan da Ordu ili Fatsa ilçesine daha sonra da şu andaki oturdukları vere getirilerek iskan edilmişlerdir.
O dönemlerde Ağalar ve Deli Ferhatlar olmak üzere iki sülale yerleştirilmiş ancak, Ağalar sülalesi köyde bulunan arazilerini satarak köyü terk etmişlerdir.
Gül sülalesi Niksar Saraykışla köyünden, köyden 1966 yılında arazi alarak köye yerleşmişlerdir.
Köye yerleştirilenler muhacir oldukları için önceleri Muhacırturacı ismiyle anılmıştır. Ancak İlçede bir başka Turaç Köyü daha olduğu için bu köye Yenituraç ismi verilmiştir.
Halk geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Etrafının ormanlık olması köy halkının yakacak yönünden rahat etmesini sağlamıştır.
Köyün en meşhur kişisi ilçede de çok iyi tanınan Ahmet Pehlivandır. Ahmet Pehli­van yörenin en tanınmış pehlivanlarından biridir. Aynı zamanda da köyün ağasıdır. Ahmet pehlivanın yine kendisi gibi iyi güreşen Turan ve Doğan Şahin isimlerinde iki de oğlu vardır. Turan ve Doğan Şahin kardeşler aynı zamanda milli güreşçi unvanım da kazanmışlardır. Bu güreşçiler İlçemizle özdeşleşmişlerdir.

YAĞSIYAN

 

Reşadiye’nin kuzeydoğusunda, 30 km. uzaklıkta, 1339i 158 nüfuslu bir köy­dür. Köyün tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Köye neden Yağsiyan adı verildiği hakkında bazı söylentiler vardır: Bu köyün “Yağıbasan” adına kurulmuş olacağı üzerinde durulmaktadır. “Yağıbasan” kelimesinin de düşmanı basan anla-mına kullanıldığı anlatılmaktadır.
Bu köy yakınlarında, Senne adında bir yerin olduğu, burada Rumların yaşadığı daha sonra aynı yere yerleştikleri söylenmektedir. Yerleştikleri yere bir de kilise yap­mışlardır. Rumların yerleştiği arazinin Yağsiyan Köyü’nden Sarı İsmailoğullanna ait olduğu, Rumlar gittikten sonra da bu arazilerin Yağsiyan Köyü’ne kaldığı bilinmek­tedir. Köyün ilk yerleşim yeri Eskiköy mevkiidir. Burada ev kalıntıları bulunmaktadır. Daha sonra şimdiki yerleşim yerine göçmüşlerdir.
Köyde tarihi eser olarak, şu andaki sağlık evinin güneyinde bir mezar bulunmak­tadır. Ayrıca köyün doğusunda Çubuk Dağı’nda üç metre yükseklikte bir taş vardır. Bu taşın ne olduğu bilinmemektedir. Üzerinde de herhangi bir yazı yoktur. An­cak bu taş buraya dikildiğine göre, üzerinde yazı ve bazı işaretlerin olması gerektiği halde, aşınmış olmasından dolayı yok olduğu düşünülmektedir.
Köyün kuzeyinde Kındıra Gölü adında bir göl vardır. Burada bol miktarda yaban ördeği bulunur. Köyün kuzeyinde bir de tarihi taşköprü vardır.

UĞURLU

 

İlçe merkezinin güneydoğusunda bulunmaktadır, llçeye uzaklığı 37 km. olan köy 40 haneden, İbarettir. 2000 nüfus sayımına göre 135 kişi yaşamaktadır.
Köy; Ficek, Kuztam. Çakır adı verilen üç ayrı mahallenin birleşmesinden oluşmuştur. Köyün tarihiyle ilgili kesin bilgi yoktur. Fakat Kuztam İle ilgili şöyle bir rivayet vardır: Önceleri çukur bir yerde hayvanların barınması için bir ağıl (tam) yapılmış. Bu ağılın bulunduğu yere güneş vurmadığı için “kuz” deniyormuş. Zamanla bu yer “Kuztam” adıyla anılır olmuş. Kuztam kirazı ile ünlüdür.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Arazi yapısı tarım yapmaya çok elverişli değildir. Bu yüzden göç bu köyde daha erken başlamıştır. Diğer Tozanlı köylerinde olduğu gibi gurbete gidenlerin çoğu geçimlerim hamam işletme­ciliği ile sağlamaktadır.
Köyün etrafı ormanlarla kaplıdır. Güneyinde Yılancık yaylası vardır. Ulaşımını Almus üzerinden yapmaktadır.
 

UMURCA KÖYÜ

 

İlçenin doğusunda, Samsun-Erzurum karayolu üzerinde bulunmaktadır. İlçeye uzaklığı 23 km. dir. 2000 nüfus sayımına göre köyde 1131 nüfus bulunmaktadır. Umurca’nın kuzeyinde bir sırt üzerinde Aksu Mahallesi adında bir yerleşim birimi daha vardır. Burası da Umurca Köyüne bağlıdır. Aksu Mahailesinin ekim-dikim alanları daha fazladır.
Umurca Köyü’nün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Sulama su­yunun bolluğu sebze ve meyve tarımım olumlu yönde etkilemektedir. Buğday, arpa, fiğ ve mısır gibi tarla bitkilerinin vanında domates, fasulye, biber, salatalık gibi sebzeler; erik, dut, elma, kayısı, armut gibi meyveler yetiştirilmektedir. Ayrıca Umur-ca’nın dut pekmezi pek meşhurdur.
Köyde hayvancılık da oldukça iyi bir şekilde yapılmaktadır. 4000 civarında küçükbaş, 500′e yakın büyükbaş hayvan vardır. 500 adet de an bulunmaktadır. Taşımalı sisteme geçilmesiyle birlikte çevre köylerin çocukları Umurca “ya gelmekte­dirler.
Elektriği, otomatik telefonu, şebekeli içme suyu, kanalizasyonu, sağhkevî bulun­maktadır. Ulaşım durumu oldukça İyidir. Okuma yazma oranı °/o 80′dir.
 

ULUKÖY KÖYÜ

 

Tokat İline bağlı Reşadiye İlçesinin kuzeydoğusunda yeralır. İlçe merkezine uzaklığı 24 km’dir. 30 haneli 500 nüfuslu küçük ve şirin bir köydür.
Büyük kentlere göç yüzünden köyümüzün nüfusu azalmıştır. Dışarda yaşayan insanların sayısı, halen köyde ikamet eden nüfusun yaklaşık olarak 4 katıdır.
Köyümüzün tarihiyle ilgili değişik söylentiler vardır. Köyün yakınında, “Kilise Yeri” denilen bir mevki bulunmaktadır. Birinci söylenti köyün adını bu kiliseden aldığı yönündedir. Bir başka söylentiye göre köy meydanında büyük bir binanın bulunmasından dolayı büyük anlamına gelen “Ulu” ismi verilmiştir.
Köyde yapılan kazılarda eski zamanlara ait tuğla, kiremit ve Horasan harcına rastlanmaktadır. Alman Kibert haritasında “Kasaba” diye bir yer gösterilmektedir. Bu yerin bugünkü Uluköy yöresine isabet ettiği sanılmaktadır. Köyün çevresinde yapılan kazılarda çıkan harabeler köyümüzün geçmiş zamanlarda kasaba merkezi olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir.
Ekonomisi gelişmemiştir. Tarım ve hayvancılık başlıca gelir kaynağıdır. Ekonominin en önemli girdisi gurbetçiliktir. Tarım ürünleri arasında buğday, arpa, fiğ üretilmektedir. 200 tane büyükbaş hayvam beslenmektedir. Ayrıca 100 adet arı kovanı vardır
İskefsir hakkındaki araştırmalarda merkezinin Uluköy olduğu söylenmektedir
 

TOKLAR KÖYÜ

 

Reşadiye’nin kuzeybatısındadır. tice merkezine 26 km uzaklıktadır, 40 haneden 2000 nüfus sayımına göre 120 nüfus yaşamaktadır.
Köyün eski ismi Gelyeme’dir. 1960′lı yıllarda köylerin ismi değîştirilince, Gelyeme adı da Toklar olarak değiştirilmiştir. Bu ismin nereden geldiği ve köyün tarihi hakkında kesin bilgi yoktur.
Halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Büyük ve küçükbaş hayvan sayışı 700′ün üzerindedir. Ayrıca arıcılık da yapılmaktadır. Diğer İskefsür köylerinde olduğu gibi bu köyde de son yıllarda halıcılık gelişmiştir.
Köyün otomatik telefonu, şebekeli içme suyu, elektriği İki derslikli bir ilkokulu vardır. Okuma-yazma oranı % 85′tir.
 

TAŞLICA KÖYÜ

 

İlçenin kuzeyinde 25 km uzaklıkta bulunan bir köydür. Köyde (2000 nüfus sayımına göre) 4135 kişi yaşadığı tespit edilmiştir. Hane sayışı 400′dür. Köye 5 km uzaklıkta 60 nüfuslu “Kadılı” adıyla bilinen bir mezrası daha vardır.
Köyün tarihçesi 1520 yıllarına kadar uzanmaktadır. Başbakanlık Osmanlı arşivlerindeki kayıtlara göre nüfusu; 1520 yılında 75 kişi, 1547 yılında 109, 1613 yılında 109’dur. Köyün ilk tapu tahrir kayıtları 1546 yılında yapılmıştır.
Hazine kayıtlarında (1521 yılı Arapça vakfiyesinin tercümesinde) Kotanı köyü Kokaç olarak adlandırılmıştır.
Bir rivayete göre köye Gaziantep’ten geldikleri söylenen, Ali Bey, Veli Bey ve Osman Bey adlarında üç kişi yerleşmiştir. Şu andaki köy halkı bu üç ki­şiden çoğalmıştır. Köyün eski ismi Kotanı’dır. Bu isim 27 Mayıs 1960 tarihinden sonra çevrenin çok taşlıklı olması yüzünden “Taşlıca” adıyla değiştirilmiştir.
Taşlıca Köyü ilçenin en çok hayvan yetiştiren köylerinden birisidir. Köyde 1000 büyükbaş, 2000 küçükbaş hayvan beslenmektedir. Bu hayvanlardan elde edilen sütlerin büyük bir kısmı ilçede kurulan süt fabrikasına(RESÜT) verilmektedir. Besicilik olayı köyde o kadar yaygındır ki halkın bir kısmı bu işi Amasya’nın Suluova ilçesinde daha modern usullerle yapmaktadır.
Hayvancılığa bağlı olarak tarım da yapılmaktadır. Buğday, arpa, fiğ, mercimek gibi ürünler yetiştirilmektedir. Köyün diğer geçim kaynağı halıcılıktır. Şu anda köyde 80 adet halı tezgahı bulunmaktadır. Bu tezgahlarda “Hereke” tipi halı dokunmaktadır.
Köy nüfusunun çoğu yurt dışında ustalık ve kalfalıkla geçimini sağlamaktadırlar. Ayrıca ilçenin birçok büyük esnafı da bu köydendir.
Köyün kuzeyinden geçen “Ulusu” adıyla bilinen bir dere vardır. Bu dere boyunca çayırlık alanlar bulunmaktadır. Özellikle köye ait büyük bir çayır vardır. “Koramaz” adıyla bilinen bu çayırdan elde edilen gelir köyün çeşitli ihtiyaçları için harcanmaktadır.
Köye 10 km uzaklıkta ve 1650 rakımlı bir de yaylaları bulunmaktadır. Yaylanın eşsiz doğası yaz aylarında yaylaya çıkan köylülerin en büyük zevkidir. Yaylada hayvancılık da yapılmakta ve doğal yollardan süt ve süt ürünleri elde edilmektedir. Yaylada 40 kadar hane yaşamaktadır. Yaylanın doğal suları olan Kızılkıpar, Yassıman, Yedipınar gözü, Tasgöz vb. sularının doyumsuz içme tadı ve özellikle yaz aylarında buz gibi suyu vardır.
Köyün ikliminin oldukça sert olması nedeniyle sebze tarımı pek yapılamamaktadır. Ancak dere kenarlarında ve sulanabilir alanlarda patates yetiştirilmektedir.

 

T. FINDICAK

Reşadiye’nin güneyinde, ilçeye 30 km. uzaklıkta 64 haneli, 214 nüfuslu bir köy­dür. Köyün tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Erzurum tarafından gelen göçmenler tarafından kurulduğu kuvvetli bir ihtimaldir. Bölgede bol miktarda yabani fındık yetiştirildiğinden adına Fındıcak denmiştir. Reşadiye’nin aynı adı ta­şıyan bir başka köyü daha olduğu için Tozanlı Fındıcağı diye adlandırımıştır.
Fındıktan adım alan köy, 5 mahalleden oluşmaktadır. Bunlar; Kamışlık, Yazı, Dere, Acemli, Dombay Mahalleleridir.
Engebeli bir arazi yapışma sahip olan Fındıcak Koyunun pek verimli bir toprağı yoktur. Temiz havası ve soğuk suyu oldukça meşhurdur.
Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Özellikle hayvancılık için elverişli bir arazi yapışı vardır. Köyde 200 büyük ve 100 küçükbaş hayvan bes­lenmektedir. Köyde arıcılık da yapılmaktadır. 80 dolayında fenni petek mevcuttur.
Köyün elektriği, şebekeli içme suyu ve otomatik telefonu vardır. Okumayazma oranı o/o63′tür
 

SAZAK KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneyinde, 13 km uzaklıktadır. Köyde halen 40 hanede 1297(2000 Sayımı) kişi yaşamaktadır. Yaklaşık 100 yıl kadar önce çevrede bulunan Eskiharman mevkiinden İki hane, Sazak Köyü’nün olduğu yere gelerek yerleşmişlerdir. Bu iki haneden Erdo­ğan ve Bozkurt sülaleleri çoğalmıştır. 1909 yılında Karaduran mevkiinden Mustafa Kızıldoğan, aynı yıllarda Çat Köyü’nden Salih Demir, 1916 yılında da yine Çat Kö-yü’nden Şükrü Akça gelmiştir. Şu andakİ Sazak KÖyü’nü bu haneler oluşturmaktadır.
Eskiden Sazak Köyü’ne; Yeniköy, Yeşilyurt, Beşdere, Döllük. DerekÖy mahalleleri bağlı iken şu anda ayrılmışlardır. Günümüzde Sazak Köyü, Haydarlar ve Yellice mahallelerinden oluşmaktadır.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancı­lığa dayanmaktadır. Tarım ürünleri ola-rak arpa, buğday ve fiğ yetiştirilmekte­dir. Az da olsa sebzecilik yapılan köyde, başta fasulye olmak üzere domates, patates ve lahana da yetiştirilmektedir. Köyde halen 175 büyükbaş: 250 kadar da küçükbaş hayvan bulunmaktadır.
Son yıllarda artarak devam eden göç olgusu Sazak Köyü’nü de etkile­miştir. Göç eden nüfusun çoğunluğu istanbul’da yaşamaktadır. Önemli oranda bir nüfus da yurt dışında işçi Sazak Köyü Yellice Mahallesi olarak çalışmaktadır.

 

SARIKIŞLA KÖYÜ

 

İlçe merkezinin kuzeybatısında, 13 km. uzaklıktadır. Köyde halen 50 hanede 143 kişi yaşamaktadır.
Eski adı Frenkköy olan Saraykışla’nın neden bu adla anıldığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ancak, burada çok önceleri Rumların yaşadığı söylentileri vardır. Bugün “Kale” denilen mevkiide hala kale harabelerinin olması, buranın daha önceden bîr yerleşim yeri olduğunu düşündürmektedir. Yine söylentilere göre, bu kale harabeleri arasında yapılan kazılarda altın ve gümüş paralar, heykeller, küp gibi tarihi eserlerin çıkarıldığı da rivayet edilmektedir.
Saraykışla ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayanır. Köyün arazi yapısının engebeli oluşu nedeniyle ekilebilir toprak alanı sınırlıdır. Bu nedenle, buğday, arpa, fiğ gibi tarım ürünlerinin ekimi yapılmaktadı.
Kelkit Vadisi üzerinde, Çakmak Köyü’nün karşısında yer alan Saraykışla mezrasında ise her türlü sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Fasulye, domates, lahana ve patates gibi sebzelerle; elma, armut, dut gibi meyveler bol miktarda yetişmektedir.

 

SARIYAYLA KÖYÜ

İlçe merkezinin doğusunda, ilçeye 16 km uzaklıktadır. Köyde halen 70 hanede 68 kişi yaşamaktadır. Sarıyayla’nın merkez köyü dışında, Kelkit Vadisinde Sofular ve Germeçler adında iki mezrası bulunmaktadır.
Göç olgusunu en erken yaşayan köylerden birisi de Sarıyayla’dır. Özellikle Ankara’da yoğun bir nüfus yaşamaktadır.
Sarıyayla’nın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köy merkezînde buğday, arpa ve fiğ ekimi yapılmaktadır. Kelkit Vadisindeki mezralarda ise bu ürünlerin yanı sıra her türlü meyve ve sebze yetiştirilmektedir. Bunların basında domates, fasulye, lahana gibi sebzelerle; elma, armut, erik, dut ve kayısı gibi meyveler kendi ihtiyaçlarına yetecek kadar yetiştirilir. Ekonominin bir diğer kolu da hayvancılıktır. Köyde halen mezralarıyla birlikte 200 büyükbaş, 400 kadar da küçükbaş hayvan bulunmaktadır.
Sarıyayla Köyü ağaçlıklar İçersinde şirin bir köydür. Havası ve suyu son derece gü­zeldir. Sarıyayla’nın yaylası “Keti” yaylasıdır. Her yıl, Kabalı, Göllüköv, Gülkonak ve Mu-ratkaya köyleriyle birlikte bu yaylaya çıkarlar. Yaylanın havası, suyu ve manzarası oldukça güzeldir.
 

ÖZEN KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneydoğusunda, ilçeye 40 km. uzaklıktadır. Köyde, 15 hanede 92 kişi yaşamaktadır. Özen Köyü, Esenköy (Sarsı) ve Abdurrahmanlı Köyü ile birlikte, birbirlerine çok yakın mesafede yer alan, ulaşım imkanları kısıtlı bir dağ köyüdür. Arazinin dağlık ve engebeli oluşu dolayısıyla, ekilebilir toprak alanı son derece sınırlıdır. Verimin de düşük olması nedeniyle köy, son yıllarda sürekli bir göç olgusuyla karşı karşıyadır. Bu yüzden nüfus giderek azalmaktadır. Büyük kentlere, özellikle İstanbul’a göç eden Özen’liler, hamam işletmeciliği ile geçimlerim temin etmektedirler
Köyün ekonomisi daha çok tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köyde yalnızca, buğday ve arpa ekimi yapılmaktadır.
Göçle birlikte köydeki hayvan sayısında da büyük ölçüde azalma görülmektedir. Küçükbaş hayvanın olmadığı köyde, sadece 100 adet büyükbaş hayvan vardır.
Köyün tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ne zaman kurulduğu hakkında da kesin bilgi ve kanıt yoktur. Elektriği, içme suyu, otomatik telefonu vardır.

 

ÖZLÜCE KÖYÜ

İlçe merkezine uzaklığı, 40 km olan köyde 25 hanede 77 nüfus yaşamaktadır. Köy, Tozanlı Çayı üzerinde kurulmuştur. Arazi yapışı oldukça engebelidir. Tanma elverişli değildir. Genellikle Tozanlı Çayı’na yakın yerlerde bağ ve bahçe tarımı, diğer yerlerde de tarla tarımı yapılmaktadır. Köyde tahıllardan buğday, arpa ve fiğ. sebzelerden de fasulye, domates ve lahana yetiştirilmektedir. Köyde bol miktarda da ceviz ağacı vardır.
Hayvancılık köyün bir diğer geçim kaynağıdır. Köyde halen 200 büyükbaş
hayvan beslenmektedir.
Arazinin engebeli oluşu, ekilebilir arazi miktarının azlığı gibi nedenlerden dolayı köyde uzun süreli bir göç yaşanmaktadır. Gurbete çıkanlar, çoğunlukla hamam işletmeciliği işiyle meşgul olmaktadır. Genellikle de çoğunun hali vakti yerindedir.
Köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ancak, daha önce Ficek (Uğurlu) Köyü’nün bir mahallesi olduğu, daha sonra bu köyden ayrılarak köy tüzel kişiliği kazan dığı bilinmektedir. Köyün en önemli doğal güzelliği etrafı çam ormanıyla çevrili olan Çiçekli Yaylasıdır.

MURATKAYA

İlçe merkezinin kuzeydoğusunda, ilçeye 15 km. uzaklıkta bir köydür. Köyde halen 45 hanede 64 kişi yaşamaktadır.
Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, söylentiye göre, Rum Pontus Krallığının uzantısı olan bir Rum yerleşim yeri olması kuvvetli muhtemeldir.
Köyün ekonomisİ, tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım ürünlerinden en çok buğday, arpa ve fiğ; sebzelerden, fasulye, domates, patates, kabak; meyvelerden de ceviz başta olmak üzere elma, armut ve vişne yetiştirilmektedir. Köyde ayrıca bol miktarda da yabani fındık ağacı vardır.
Köyün bir diğer geçim kaynağı da hayvancılıktır. Köyde az sayıda küçükbaş hayvanla birlikte. 100 kadar manda ve inek gibi büyükbaş hayvan beslenmektedir.
Nüfusunun büyük bir kısmı başta Ankara ve istanbul olmak üzere köy dışında yaşamaktadır.
Muratkaya Köyü’nün suyu son derece sağlıklı, temiz ve soğuktur. Köy, doğal güzellikler yönünden de zengindir. Köyün hemen kuzeyinden başlayan çam ormanları ilginç piknik alanlarıyla doludur. Büyükçayır, güzel bir mesire yeridir.
Elektriği, içme suyu, otomatik telefonu olan köyün okulu kapanmıştır. Öğrenciler, taşımalı sisteme geçilmesiyle, Çamlıkaya Köyü’ne giderek Öğrenimlerine orada devam etmektedirler.
Muratkaya Köyü’nde okuma-yazma oranı %95 düzeyindedir.
 

KETENİĞİ KÖYÜ

İlçenin kuzeyinde 23km uzaklıkta yer alır karagömlek, eskiköy ve keteniği mahallelerinden oluşur.köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur.köyün adıyla ilgili şöyle bir efsane vardır. Çok önceleri köyde keten yetiştiriyorlarmış.keten eğirmek içiçn gerekli olan iğ satıcısı gelmiş keten iği diye, keten iği diye bagırarak pazarlıyormuş. Köyün adıda bu sözden dolayı “keteniği” olarak kalmış.
 

KEÇİ KÖYÜ

 

İlçenin kuzeydoğusunda 20km uzaklıkta bir köydür.köyün tarihi bir hayli eskidir.bilinen ilk adı “keçi saydi”dir.köyle ilgili şöyle bir efsane vardır..köyün başında kale denen yüksek bir tepe vardır.bu tepede beyler otururmuş.beyler, köyde yaşayan halka çok eziyet edrelermiş.halk budurumdan iyice bezmiş kendi aralarında şöyle bir çare bulmuşlar.çok sayıda keçi beslerlermiş keçilerin boynuzlarına birer mum takıp kale bayırına dğru sürmüşler.kalede oturan beyler(kara bey) büyük bir saldırıya maruz kaldıklarını sanıp orayı terkedip kaçmışlar.halkda böylece zalimlerden kurtulmuş.bundan sonrada buraya “keçiköy” denmiş. Köyde tarihi eser olarak köyün başındaki kale vardır.kale zamanla yıkılmış , üzerine topraklar yığılmış, var olduğu düşünülen tarihi eserler toprak altında kalmıştır.reşadiye köylerini etkileyen göç olgusu burayı da etkilemiştir. Çoğunluk ankara ve istanbul da yaşamaktadır.
 

KAVAKLI DERE KÖYÜ

Reşadiyenin kuzeydoğusunda ilçe merkezine 21km uzaklılta bir köydür.köyn adını “yuvataş”tan aldığı söylenmektedir.bu yvataş adı daha sonra değişikliğe uğrayarak “yavdaş” a dönmüştür.köyün kuzeyindeki mağaradan esinlenerek bu adın verildiği kuvvetli ihtimaldir.köye ilk gelen kişinin doğal oluşum olmayıp insan eliyle şekillenen bu mağarada yaşadığı söylenmektedir.köyün her iki yanından küçük dereler akmaktadır.bu derelerin etrafında bolca selvi kavakları vardır.köyün şu andaki adını da bu dereler ve kavaklardan aldığı bilinmektedir.halaçlıköyü ile birlikte ortak yaylaları olan köy eskisi gibi yaylaya pek göçmezler.köyden yetişen önemli şahsiyelerden biriside 19571960 milletvekilliği yapmış olan keramettin gençlerdir.bir süre demokrat parti milletvekileriyle yassıada’da kalmıştır.
 

KAŞPINAR KÖYÜ

 

Reşadiyenin kuzeydoğusunda ilçeye uzaklığı 10km dir.köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur.ancak yapılan kazılarda bazı tarihi esrler küp kırıkları çıkmaktadır.köyün ismi 1960 lı yıllarda kaşpınar olarak değişmiştir.halk arasında “köypınarı” olarak bilinmektedir.köyün ekonomisi daha önceki yıllarda tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı köyün arazisi diğer köylerden gelen ortakcılar tarafından ekilmektedir. Çünkü köyün coğunluğu büyük şehirlere, özellikle istanbul’a göç ederek orada iş imkanları yaratmışlardır.cilacılık, kuyumculuk orada bulunanların encok yaotıkları işlerdir.köyde reşadiye samaş bentonit fabrikasına hammadde sağlayan bir kil ocağı açılmıştır.kil bu köye önemli ölçüde maddi gelir sağlamaktadır.köyde arıcılıkta yapılmaktadır.
 

KARŞI KENT KÖYÜ

 

Reşadiyenin güneyinde 6km mesafede yer alır karşıkent üç mahalleden oluşmaktadır.bu mahalleler 1köyderesi 2bayramaltı 3kirenparası mahallesidir.köyün anadolu selçuklu devleti zamanında uç beylerinden şeyh yakup tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir.söylentiye göre şeyh yakup’un üç oğlu olmuştur, bunlarali şeyh, veli şeyh ve bektaş şeyh tir.köyün doğal güzelliklerinden birisi “çağlayan deresi” mevkiindeki şelaledir.ayrıca karşıkent yaylası da son derece güzel bir yayladır.köy coğrafi özellikleri dolayısıyla tarıma pek elverişli değildir.dolayısıyla ekilebilir arazi sınırlıdır.buğday, arpa, fiğ ekimi yapılmaktadır son yıllarda artan göç olgusundan bu köyümüzde etkilenmiştir.reşadiyenin eski belediye başkanlarından mustafa ağa bu köydendir.
 

KARLI YAYLA KÖYÜ

 

İlçenin kuzeydoğusunda 22km mesafede yer alır.köyün “tavara” olarak bilinen eski ismi 1964 yılında “karlıyayla” olarak değişmiştir köyün ırmak mahallesi özellikle sebze yetiştiriciliğine el verişlidir.bu köyün yetiştirdiği şahsiyetlerden olankadıoğularından salih efendinin oğlu harbiye mektebinden mezun “ömer paşa” emkli olduktan sonra”yozgat”a yerleşmiştir.zaimoğullarından mehmet ali bey deiskan müdürlüğünden emekli olmuş ve yine aynı köydenmehmet ali beyin yiğenimerhım doktor seyfi bey, karacaoğullarından merhum yüzbaşı ibrahim efendikoyulhisarda bulunan subay celal bey ve sivas tapu sicil muhafızı adil bey, istanbul doğumlu binbaşı şükrü ve karaosman efendinin oğlu talat beyler bu köydendir.
 

KARATAŞ KÖYÜ

 

İlçenin kuzeybatında 9 km yer alır. Tarihi hakkında kesin bilgi meccut olmamakla birlikte göreyaklaşık bir asır önce “peğler”adı verilen yerde kurulduğu söylenmektedir ilk kuruluşunda 20 hane olduğu, imamoğulları, kılçarslanlar, idrisoğulları, selavatçı dede, akça, haytoğulları ve karacalar sülalelerinin yaşadığı söylenmektedir.daha sonra “niksar”ın sağlam köyünden gelen ahmet ağalarda buraya yerleşmişlerdir.köy halkı çevre köylere göre fazla göç etmemişlerdir.köyde yaşayanların büyük çoğunluğu inşaatcılıkla uğraşmaktadır.

 

KARACAAĞAÇ

İlçenin güneydoğusunda 20km mesafede yer alır.göç olgusunu enfazla yaşayan köylerimizdendir.köyün nufusunnun iki katından daha fazlası gubettedir.köyün ekonomisi tarım ve hayvancılğa dayanmaktadır.taşımalı sisteme geçildiğinden dolayı eğitime “umurca” köyünde devam edilmektedir.
 

KAPAKLI KÖYÜ

 

Reşadiyenin kuzeyinde 10km uzaklıktadır.köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur.adını nereden aldığı bilinmemektedir.”kapaklı” köyünün “güvendik(kovanı)” ayrıldığı bilinmektedir.köyün geçimi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.engebeli arazisine sahip olan köyün verimli toprakları vardır.dağın eteğine kurulan köyde yazları hem yayla hemde güzlek oarak kullanılan “gedik” e göç edilir.

 

KABALI KÖYÜ

 

Reşadiyenin doğusunda ilçeye 12km mesafededir.köyün tarihi çok eskidir fakat ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.bu köyün yetiştirdiği en önemli şahsiyet sadrazam “esseyit hasan paşadır” 1679 senesinde doğmuştur hasan paşa belgrat’ın kuşatılmasında ve alınmasında büyük kahramanlıklarda bulunmuştur.1747 yılında içel valiliğine yedi ay sonrada diyarbakır valiliğine atnmıştır.uzunca bir süre yeniçeri ağalığı ve sadrazmlık yapan “hasan paşa” diyarbakır valiliği sırasında 1748 yılının aralık ayında(14 aralık) vefat etmiştir.mezarı diyarbakırda dağ kapısı yakınındaki cinobaşı denilen yerdedir.hasan paşanın hayratları şunlardır:istanbul, belgrat ve kabalıköyünde üç camiiselanikte karaferyade beş köyistanbul ve belgratta iki hanbelgratta bir çifte sebilistanbulda beş çeşmeistanbul ve belgratta 71 dükkan istanbul ve belgratta 20 menzil evbelgratta bir tahmis binaistanbul ve belgratta 58 odabelgratta bir un değirmeni istanbul ve belgratta üç mutfakistanbul ve kabalı köyünde dört fırın bir bahce belgratta iki ahırbelgratta bir kahve belgratta beş kebir mahsen belgratta bir ziri zemin 187 parça emlak adedi118 vazifeli ve öğrenciler
tarihe mal olan diğer şahsiyetler ise şunlardır:1seyyit hasan paşanın oğlu mehmet bey 2seyyit hasan paşanın oğlu istanbul kadısı mehmet sait bey 3mehmet sait beyin oğlu mekke mollası ve mevlevi büyüklerinden seyyit hüseyin bey 4 mehmet sait beyin oğlu enderunu humayundan sferi hanesi ağalarından mehmet tahir bey 5 mehmet sait beyin oğlu mehmet nuri ve mehmet nurullah bey 6 hüseyin beyin oğlu mekke mollası said mehmed bey 7 çardaklızade miktad bey(genç ağa) 8 seyyit hasan paşanın kardeşi süleyman bey
 

IŞIKLAR KÖYÜ

 

İlçenin kuzeybatısında 35km uzaklıkta bir köydür.köy etrafı dağlarla çevrili bir vadide kurulmuştur.köy eski adını “meşale” adındaki bir dereden almıştır.zamanla bu isim halk arasında “maşala” olarak söylenmiştir.1435 yılında kurulan köy daha sonra “maşala” yerine aynı anlama gelen “ışıklar” adını almıştır.köylüler tarafından “evliya yanı” olarak bilinen derenin suları köyün güneyindeki çayırları sulamaktadır.köyün rakımının yüksek olaması nedeniyle tarımdan istenen verim alınamamaktadır.arıcılıkta yaygın olmamakla birlikte yapılmaktadır.doğal güzelliklerden nasibini almış olan köyün suları ise boldur.geniş ormanlarıyla beraber havası oldukca güzeldir.
 

İSMALİYE KÖYÜ

 

İlçenin güneyinde 25km mesafede oruçlar, erdemler, aydınlar, coşkunlar, akçalar, yüceler, güneşler ve cüceler adlı sekiz mahalleden oluşan bir köydür.rivayete göre sivas’ın hafik ilçesinin doğanşar nahiyesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.doğanşardan gelerek ayrı ayrı yerleşerek bu günkü sekiz mahalleyi oluşturmuşlardır.köy ismini önünden geçen dereden almıştır.dereye, samayil deresi derlermiş.oradan hareketle köye samayil denmiş daha sonraki düzenlemeyle de “ismailiye” adını almıştır.köyün kendine has bazı el sanatlarırını devam ettidiği görülmektedir.turistik çanta, çorap, özel olarak süslenmiş elbiselerbunlara örnektir.ismailiye köyü güreşe verdiği önemlede tanınır.eski yıllardan beri hem yörede hemde milli takım seviyesinde ünlü güreşcilere sahip olmuştur.dursun oruç ve nizamettin oruç milli takıma yükselmiş güreşcilerimizdir.
 

İSLAMLI KÖYÜ

 

İlçemerkezinin kuzeydoğusundadır. Köy ormaneteğine kurulmuştur.köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur köyün insanlarından edinilen bilgilere göre köy adını yıllar önce bu köye gelip yerleşen “islam dede” adında bir din aliminden almıştır.köy doğal yönden son derece güzeldir.ormanları zengindir.köyün gecim kaynakları son derece sınırlıdır.tarım ve hayvancılık yapılmaktadır.bugday, arpa, fiğ, fasulye vb ürünler yetiştirilmektedir.köyün nufusu göç yüzünden yıllardır artış göstermemiştir.

 

İBRAHİMŞEYH KÖYÜ

İlçe merkezinin kuzeydoğusunda 16km uzaklıkta çaldağı eteğine kurulmuş bir köydür.tarihcesi kesin olarak bilinmeyen köyün adı çaldağında yatan evliya ibrahim’den alır.burası evliya tepesi olark bilinir, cevrenin en yüksek yeridir (1656m) ibrahimin mezarının “nebi”(nebişeyh) ve “hasan”(hasanşyh)’in mezarlarıyla aynı hizada (paralel) bulunması dikkat çeker.nebi, hasan, cimşadi(cimi tekke), şeyh yakup gibi bir alperen olan ibrahimde anadolunun türkleşmesi zamanında sultan alparslan’ın oğlu melik şah’ın uç beyi olarak görev yapan bir komutandır.ibrahim askerleri ile birlikte düşmanlrı ile çarpışıken şehit olmuş ve şehit olduğu yere gömülmüştür.çal evliyası olarak bilinenburası günümüze kadar iyi korunmuş çevre insanları tarafından saygınlık kazanmıştır.ibrahimle birlikte gelenlerin kurmuş olabileceği köy de “ibrahimşeyh” adını almıştır.köyün ilk kuruluş yerinin 1, 5 km uzaklıkta “belen” veya “eskiköy” olarak bilinen yer olduğu söylenmektedir.köyün üç hane olarak kurulduğu bunlar “hasangil, diğer ikisi ali efendigil’dir” hasangil kabilesi “demir” ali efendigil kabilesi “şahin” soyadını taşımaktadır.bu kabileler belli bir zaman sonra suyun az olduğu ilk yerleşim yerinden bir çobanın su bulduğu orman içi olan yeni yerleşim yerine gelmişlerdir.daha sonra başka yerlerden gelen ailelerle nufus artmış ve köy büyümüştür.
 

HALAÇLI KÖYÜ

 

İlçenin kuzeyinde cimitekke ve keteniği köyleri arasında ve ilçe merkezine 20 km uzaklıkta bir köydür.”halaçlı” ismini bu köye muğlanın “milas” ilçesinin “halaçlar” köyünden gelen kişilerden almaktadır.söylentiye göre demircioğlu ile karaoğlan adındaki iki kişi gelip buraya yerleşmişlerdir
 

GÜZEL DERE KÖYÜ

 

İlçenin kuzeydoğusunda 23km uzaklıktadır.köyün ismi bir efsaneye göre buraya ilk olarak bir kiş yerleşmiş. O gün öyle bir yağmur yağmışki, etrafdan seller akmıştepelerden akan sular köyün önündeki dereye birikmiş derede biriken suların kızıllığından buraya “kızıldere” denilmiş.
26061993 yılından sonrada “güzeldere”olarak değiştirilmiştir.köyde tarihi bir eser yoktur.

 

GÜVENDİK KÖYÜ

İlçenin kuzeyinde 8 km eski ismi “kovanı” olan bir köydür.kovanı isminin ne anlama geldiği bilinmiyor.bazı kaynaklarda “güvercin gübreli toprak” anlamına geldiği yazılmaktadır.başbakanlık osmanlı arşivinde 557 numaralı tapu tahrir defterinin 28. Sayfasında köyün ismine rastlanmaktadır(taşlısekü) buna göre 500 yıldan fazla bir tarihi olduğu kesindir.köy eskiden şimdiki yerinin 500 m aşağısında kurulmuştur.bu köyde bir çok eski kalıntılar mevcuttur.köy corafi bakımdan oldukca zengindir.doğusunda kaşpınar, kuzeydoğusunda nebişeyh, kuzeyinde kabaklı, kuzeybatısında yolüstü, batısında karataş, güneybatısında bağdatlı, güneyinde reşadiye ile kendine ait kırandağı ile çevrilidir.suyu boldur.köyün sembolü olan keses pınarı çok ünlüdür.köyün güneyindeki delice çayı köye köye hayat vermektedir.köyün karadeniz bölgesinin bütün özellklerini taşıyan reşadiyeaybastı sınırında tabiat harikası bir yaylası vardır.orman alanının bol olduğu yaylanın suyu sonderece soğuk ve lezzetlidir.ayrıca yaylanın camii de vardır.1981 yılında atatürk’ün 100.doğum yılı nedeniyle köy “örnek köy” olarak seçilmiştir.
 

GÜRPINAR KÖYÜ

 

İlçenin kuzey doğusunda yer alır.canikkırı eteğinde merkeze 30 km uzaklıktadır.köyün tarihi ile ilgili ayrıntı bulunmamaktadır. Bir rivayete göre yerleşim yeri seçildiği yıllarda etrafı gür çam ormanlarıyla çevrili olduğu için “çambagı” denilmiştir.zamanla “çengibağı” olarak değişmiştir. 1960 lı yıllarda “gürpınar olarak değişmiştir.doğal yönden oldukca güzel bir yaylası vardır.ayrıca baş kili denilen bir kil çıkartılmaktadır.hafif kırmızı renkte olan bu kil saç için oldukca yararlıdır ve kullanılması tıbben uygun görülmüştür.

 

GÜNEYGÖLCÜK KÖYÜ

İlçe merkezinin güneydoğusunda ilçeye 36 km uzaklıktadır.köyün bundan 500 sene önce horasandan gelen şeyh meçit tarafından kurulduğu ileri sürülmektedir. Dağınık bir arazi yapısına sahip olan köyelmadibi, al, bey, gülebülüm ve annakkaya mahallerindenoluşmaktadır.köy doğal güzellikleri bakımından reşadiyenin önemli köylerindendir.köyün ekonomisi genellikle gubetciliğe dayanır.gurbete çıkanlar genellikle hamam işlet meciliği yaparlar.bu köyün özellile eriğ ve armudu meşhurdur.

 

GÜNDOĞDU KÖYÜ

 

İlçe merkezini kuzey doğusunda delice deresi kenarında bulunmaktadır.köy engebeli bir arazi yapısına sahiptir.yaz mevsiminde hayvanlarını baydarlının “kaloba” yalasına götürüler.köyün engüzel yerlerinden birisi kendi adıyla söylenen gödölöş gölüdür 250 mt uzunluğunda 80mt genişliğinde suyu hermevsim duru bir kapalı havza gölüdür.bu gölde karabatak, yaban ördeği gibi çeşitli kuşlar yaşamaktadır.etrafı çam ve meşe ağaçlarıyal kaplıdır.
 

GÜNDOĞAN KÖYÜ

 

Reşadiyenin kuzeydoğusunda ilçeye 30km uzaklıkta yer alır. Köy eski Gemeneönü denilen yerde kurulmuş oranın zamanlayıkılması sonucuşimdiki yerine göç edilmiştir.köy corafikonumu, iklim özellikleri nedenlerinden dolayı hayvan yetiştiriciliği açısından oldukca önemli bir potansiyele shiptir.fakat bu potansiyel göç olayı yüzünden yeterince değerlendirilememektedir.gündoğan köyüilginç doğal güzelliklere sahiptir.sırtını çam ormanlarıan dayamış ve havası suyu oldukca güzeldir.
 

GÜLKONAK KÖYÜ

 

Reşadiye’nin doğusunda bulunmaktadır. Köyün eski ismi “idirin”‘dir köyün geçmişi hakkında fazla bilgi olmamakla birlikte sadrazam hasan paşa vakfisesi içinde yer aldığı söylenmektedir.köyün hemen yanı başında alacakilise denilen harabeler vardır.kuzeydoğusunda “gelincik kayaları” denilen sıra kayalar vardır.
 

GÜLLÜCE KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneydoğu yönünde ilçeye 26 km uzaklılkta yer alır.köyün nezaman kurulduğu bilinmemektedir.ancak köyün ilk kurucusu yıldızeli ilçesinin benaz köyünden gelerek buraya terleşen banazoğlu adında birisidir.banazdan gelip yurt edindikleri için buraya banazgil denmiştir.daha sonra hafikilçesinin kızkapan köyünden gelen ibrahimoğullarıda buraya yerleşerek köyün ilk nüvesini teşkil etmişlerdir.güllüce ırmak seviyesinin 500mt. Yüksekliğinde bir köydür.bu nedenle topraklarının ancak %25!i ekilebilir durumdadır.(köyün kelkit vadisi kıyısındaki arazilerinde daha iyi verim elde edilir)
 

GÜLBURNU KÖYÜ

 

İlçeye uzaklığı 30 km’dir.tozanlı olarak adlandırılan yörede yer almaktadır.bu köydede yoğun bir göç olgusu yaşanmaktadır.köyün tarihcesi hakkında bilgi yoktur.adını çevrede bol miktarda bulunan kuşburnundan aldığı söylenmektedir.halk bu bölgede kuşburnuna gülburnu dediği için bu köye “gülburnu” adını vermiştir.arazisi ekime elverişli değildir.çevre köylerde olduğu gibi buradada arpa, fiğ gibiürünler ekilmektedir.yaz aylarında köylü hayvanlarını otlatmak için “onartak” yaylasına gider.
 

GURBETLİ KÖYÜ

 

İlçenin güneydoğusunda 42km mesafede yer alır.engebeli bir arazi yapısına sahiptir.dolayısıyla ekilebilir arazi miktarı son derece sınırlıdır.bu nedenlerden dolayı köyde yoğun bir göç olgusu yaşanmaktadır.daha cok tarım ve hayvancılıklauğraşan köy halkı geçim şartları zorlaşınca göç etmek zorunda kalmıştır.tozanlı köyleri arasında doğal güzellik bakımından en zengin köylerimizden birisidir.
 

GÖLLÜKÖY KÖYÜ

 

İlçe merkezinin doğusunda bir köydür .köyün kuruluş tarihiile ilğili kesin bilgiler yoktur.a.rıza atasoy’un bahsettiğine göre burada yaşayanların ölüm ve doğum tarihlerinden burasının 16001700 yılları arasında kureulduğu anlaşılmaktadır.köy beş mahalleden oluşmaktadır. Bunlar kaleboynu, boluoğlu, şavlıoğlu, temirağa, ve merkez göllüköydür.göllüköy gölü (büyük göl)buranın engüzel mesire yeridir.bu gölde yüzmenin yanında balıkta tutmak mümkün.
 

GÖKKÖY KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneybatısında niksar sınırına yakın olan gökköy 30 km uzaklıktadır.söylentiye göre ilk kurucuları erzincan’ın kemah ilçesinden gelmişlerdir.dağınık bir yerleşim yapısına sahip olan köy.dört mahalleden oluşmaktadır 1aliefendi.mah.2kayabaşı mah 3ahmetgil mah 4köyiçi mahallesi.deniz seviyesinden oldukca yüksekte olan engebeli bir arazi yapısına sahiptir.köyde altın dede adında bir türbe bulunmaktadır.
 

GÖKÇE SÜLEYMANLI KÖYÜ

 

Reşadiyen, n kuzeydoğusunda ilçeye 30 km uzaklıkta delice ırmağını besleyen bir dere kenarına kurulmuş köydür.köy kuzey rüzğarlarına karşı korunabilecek biryerde kurulmuştur.corafi konumu ve iklim özelliklerinden dolayı tarımdan çok hayvancılığa el verişlidir.köyün batısındaki yapraklı denilen ormanlık alan eşsiz bir doğal güzelliğe sahiptir.önceleri inekalan yaylasına göç eden gökcesüleymanlı’lar sonradan bu yaylayı terk etmişlerdir şimdilerde konak köyü ile konak yaylasına göçerler.
 

EYÜP KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneydoğusunda 50km uzaklıkta bir köydür.köyün tarihçesi kesin olarak bilinmemektedir.ilk yerleşim yeri köyün sırları içinde bulunan “sekü” mevkiindedir.adını eyüp adındaki bir ağadan aldığı söylenmektedier.köyün kuzeyinden akan tozanlı ırmağı arazinin bir bölümünü sulamaktadır. Bunedenle köyde bolca sebze yetiştirilmektedir.eyüp köyünün cevizi meşhurdur.yöreye özğü desenlerle örülen ve tozanlı çorabı olarak bilinen nakışlı çoraplar ise en önemli el sanatlarıdır.
 

EYMÜR KÖYÜ

 

Eymür köyü ilçe merkezine 25km mesafede 1550 rakımlı bir köydür.eymür köyü bundan takriben 280 yıl önce şimdiki danişment köyünden ayrılmıştır.eymür köyünden bazılarının danişmentlilerle yakın kanbagı ve ortak arazileri vardır.eymür köyünün yerleşim yeri daha önceleri danişmentlilerin bir otağı iken daha sonra burasının yerleşime el verişli olmasından dolayı bazı sülaleler gelip yerleşmişler(omallar, keleşler, kamçıoğulları..gibi)inekalanı yaylasında pilav tepesi ve çingeneçarığı denilen bölgede tarih öncesi çağlardan kalma “idol” tarihi eseri bu gün tokat müzesindedir.köyün en önemli tarihi mirası şeyhler evliyasıdır.
 

ESKİ TURAÇ KÖYÜ

 

Reşadiye nin kuzeyinde ilçeye 27 km uzaklıkta bir köydür 500 yıllık geçmişi vardır.söylentiye göre köyün kuruluş yıllarında bölge çam ormanlarıyla örtülüdür.köyün çeşitli mevklerinde eskiden kalma mahsenler ortaya çıkarılmıştır.ayrıca köyün kuzeyinde kıran dağı üzerinde tarihi çok eski zamanlara dayanan “gundu şeyhi evliyası” vardır.köy halık burayı yeniden onarmış su getirmiş ve birde mesçit yaptırmıştır.”turaç” konakla, ikamet et anlamına gelmektedir “turaç” adının verilmiş olması köyün yerleşim alanının doğal yapısından kaynaklanmaktadır.
 

ESEN KÖYÜ

 

İlçenin güneydoğusunda yer alır tozanlıçayı üzerinde engebeli bir arazi üzerinde kurulmuştur.1960 yıllarda köyün yerleşim yeri imar ve iskan bakanlığı tarafından değiştirilmiştir.önceki adı “sarsı” olan köyün bulunduğu yer çok rüzgar aldığından esenköy ismi verilmiştir.yerleşim özelliğinden dolayı iki mezradan oluşmaktadır. Bunlar tepetarla ve dip mahalledir.
 

ELMACIK KÖYÜ

 

İlçenin kuzeybatısında merkeze 30 km uzaklıkta’dır.köy dağ eteğine kurulmuştur, elmacık adını çevrede yetişen bol miktarda yabani elma ağacından aldığı söylenmektedir.tımar defterinde elmacık’ın başçiftlikin bir mezrası olduğu kaydı vardır.köyün güneyinde balaban türbesi bulunmaktadır.bu türbenin anadolu selçuklu komutanlarından balaban gazinin türbesi olması ihtimali kuvvetlidir.çünkü pontus devletinin niksar’ı kuşatması sırasında niksarı kurtarmak için çarpışan balaban gazinin şehit olup aynı yere gömüldüğü rivayet edilmektedir.bu rivayete göre elmacık köyünün tarihi anadolu selcuklularına kadar uzanmaktadır.elmacık köyünün 500 metre kuzeyinden gecen yolun eskiden ota anadoluyu (niksar, başçiftlik, elmacık, bereketli) doğu anadoluya bağlayan tarihi bir yol olduğu söylenmektedir.bu tarihi yolun nişan taşları halen yolun çeşitli yerlerinde bulunmaktadır.
Köyde küçük el sanatları bir zamanlar geçim kaynağı iken(beşik, iğ, oklava, sofra altlığı vb) bu gün unutulmaya yüz tutmuştur.

 

DUTDİBİ KÖYÜ

İlçe merkezinin güneyinde 30 km uzaklıkta bir köydür.köyün kuruluş tarihi 1305 yıllarına kadar dayanmaktadır.köy halkının sivas ili doğanşar ilçesinden geldiği söylenmektedir.önceleri kışla olarak kurulan köy daha sonra tamamen yerleşme alanı olarak seçilmiştir.köyün adı ile ilğili şöyle bir söylenti vardır.köye güz mevsiminde gelenler , kara dutun dibine gidiyoruz…” derlermiş. Burayı yerleşme alanı olarak seçincede köyün adı “dutdibi” olarak kalmıştır.tarım alanları sınırlı olan köyde ana geçim kaynağı gurbetciliktir.arazisi engebeli olan köy doğal yönden oldukca güzel dir. Orman bakımındanda zengin sayılır.
 

DÖLLÜK KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneybatısında 16 km mesafede bir köydür.bu köyümüzde göç olgusunu yaşayan köylerimizdendir. Özellikle son yıllarda istanbulda yoğulaşan nufus genellikle fırıncılık ve simitcilikle uğraşmaktadır.köyün tarihi bilinmemekle birlikte çenekıran mevkiinden gelen mürseloğlu, külelçioğlu ve pircanoğlu sülaleleri köyün şimdiki yerine hayvan yetiştirmek için yerleşmişlerdir.keçileri genelde ikiz yavrulamasından dolayı köy bu ismi almıştır.bir zamanlar el sanatlarının yapıldığı köyde şimdilerde tümüyle terk edilmiştir. Folklor yönünden cok zengin olan döllük köyü gerek halk türküleri gerek helk oyunlarıyla oldukca önemli yere sahiptir.
 

DOLAY KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneybatısında 26 km uzaklıktadır ve göç olgusunu en fazla yaşayan köylerimizdendir.ekonomisi daha çok tarım ve hayvancılığa dayanjan dolay köyün’de buğday arpa ve fiğ gibi ürünler yetiştirilmektedir.ayrıca fasulye, lahana gibi sebzelerde yetiştirilmektedir.orman alanlarında sadece meşe bulunan köyün en önemli doğal güzelliği dolay yaylasıdır. Dostlar çeşmesinin suyuda oldukca güzeldir.
 

DOĞANTEPE KÖYÜ

 

İlçe merkezinin kuzeyinde, ilçe merkezine 13 km mesafede yer alır.köy havası ve suyu yönünden şanslı köylerden biridir.eski adı gördolos ile ilğili bir söylenti vardır.söylentiye göre köyde “körtanas” adıyla bir rum beyi yaşarmış hali vakti yerinde olan bu rum beyinin “kale” denilen yerde büyükce bir saryı varmış.büyük davar sürülerine sahip kör tanas’ın çal güzlesinde sagılan sürülerinin sütleri kiremit oluklarıyla yer altından gördolos köyüne aktarılırmuş.işte bu rum beyinin adı zamanla”gördolos” biçimine dönmüş köyde bu adla anılır olmuş.köye ilk gelenler karadervişoğullarıdır.bunlar uzun süren mücadeleden sonra kör tanas ve adamlarını köyden sürerek buraya yerleşmişlerdir.aralıklarla 4 devre belediye başkanlığı yapan rahmetli ibrahim inan, reşadiye esli müftüsü bekir önder, uzun yıllar il genel meclisi üyeliği yapmış hasan önder bu köydendir.

 

DARI DERE KÖYÜ

 

İlçe merkezinin batısında 16 km uzaklıkta bir köydür.köyün altı mezrası vardır.askerağa, katırcıoğlu, arım, kavlağan, halç, idris mahalleleri darıderesini meydana getirir.eskiden son derece geniş ve gür bir orman ship olan darıderesi köyünde son yıllarda bilinçsizce kesimle orman alanları yok denecek kadar azalmıştır.dönekdağı denilen bu ormanlık alanın en yüksek tepesi 1820m dir.her hangi tarihi eseri olmayan köyün piknik yapılabilecek bağ ve bahçeleri vardır.
 

DANİŞMENT KÖYÜ

 

İlçe merkezinin kuzey doğusunda ilçeye 30km uzaklıkta olan danişment köyü bulunduğu yer ve konum olarak güzel bir görüntüye sahiptirköyün yanı başındaki göldağı ormanı ayrı bir güzelliğe sahiptir ilçe merkezinin kuzey doğusunda ilçeye 30km uzaklıkta olan danişment köyü bulunduğu yer ve konum olarak güzel bir görüntüye sahiptirköyün yanı başındaki göldağı ormanı ayrı bir güzelliğe sahiptir.köyün tarihi ile ilgili söyleti ise şöyledir. Tarihi çok eskilere dayanır.1080 yılında kurulduğu söylenmektedir.1084 tarihinde tokat’ı fetheden danişment gazi buralara kadar gelerek köyün batısındaki deve çayırında otağ kurarak buraları zaptetmiştir. Köy ve çevresinin zaptı sırasında ölenlerden üst seviyedeki kişilerin halen köydeki bey mezarlığı denilen mezarlıkta yattıkları da kuvvetli bir ihtimaldir.
Köyün adınında danişment gazinin adından dolayı verildiği söylenmektedir

 

DALPINAR KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneydoğusunda ilçeye 40 km mesfede bi köydür.diğer tozanlı yöresi köylerinde olduğu gibi dalpınar köyünde de büyükşehirlere hızlı bir göç yaşanmaktadır.bunun en büyük nedeni ise arazi yapısının yeterli olmamasıdır. Köyde hayvancılık pek gelişmemekle birlikte tarım ürünleri olarak en çok ekilen ürünler, arpa ve buğdaydır.sebze ve meyve tarımıda yapılan köyde fasulye, domates, ve lahana gibi sebzelerle başta elma olmak üzere meyve deyetiştirilmektedir. Ceviz, mahlep, ve kavak da köy ekonomisine belirli bir katkı saglamaktadır.
 

ÇİLEHANE KÖYÜ

 

İlçenin güneybatı yönünde 26 km mesafede tozanlı yöresinde yer alan çilehane köyü kafkasyadan anadoluya göç eden karaçay türkleriyle meskün bir köydür.anadoluda karaçay türklerinin iskan edildiği bilinen 13 köyden birisidir.köy adını kendi sınırları içerisinde bulunan ve çilebaba adıyla anılan yatırın bulunduğu tekkeden alarak önceleri “çilhane” şeklinde söylenirken bugün “çilehane” biçimini almıştır.köy sınırları içerisinde akan tozanlı ırmağı yöreye ayrı bir güzellik ve canlılık katar.ağaçalan ve kanlıtepe gibi dağlarda son derece geniş doğal güzelliklere sahiptir. Köy halkı yazın dumanlı yaylasına göçer.yaylanın etrefı oldukca gür çam ve gürgen ağaçlarıyla çevrilidir.
 

ÇINARCIK KÖYÜ

 

İlçe merkezinin kuzeydoğusunda 30km mesafede yer alan çınarcık köyü üç mahalleden meydana gelmiştir.bunlar fındıcak, hamzalı ve cağat mahalleleri olup eski adı iskefsir fındıcak olan çınarcık köyünü meydana getirir.köyün tarihi çok eskidir.ancak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.önceleri mesudiye’ye bağlı iken sonraları reşadiye’ye bağlanmıştır.orman içinde soğuk suları ile bilinen avuluk mevkii ile attutan, yedigözler, tömbülboynu, kapaklıgöz köyün en önemli doğal güzellikleridir.
 

ÇAYIR PINAR KÖYÜ

 

İlçe merkezinin batısında ilçeye 4km uzaklıktadır.köye bağlı üç mezra vardır.bunlar bük, gölayağı ve meradır köy söylentilere göre 1300′lü yıllarda velo, yeteno.kahya ve beko adlarındaki kişler tarafından “tilemse” adıyla kurulmuş.
 

ÇAVUŞBEYLİ KÖYÜ

 

Reşadiyenin doğusunda ilçeye 6km uzaklıktadır.köyün eski adı dedehor iken zamanla gedehor’a dönüşmüş sonralarıda “çavuşbeyli” adını almıştır.köyün kuruluşu tahminen 18801890 yılarına rastlamaktadır.reşadiyenin içme suyu uzn yıllar gedhor bükünden karşılanmıştır.reşadiye belediyesi tarafından burada oluşturulan piknik alanı reşadiye insanına hizmet etmektedir.köyün en önemli mirası nurcan baba evliyasıdır.
 

ÇAT KÖYÜ

 

İlçenin güneybatısında 20km uzaklıkta bir köydür çat reşadiyenin ekonomik olarak gelişmemiş köylerinden dir.arazinin kısıtlı kıraç ve verimsiz oluşu nedeniyle yeterli tarım yapılamamaktadır.1.dünya savaşı ile kurtuluş savaşına giden erkeklerin hiç biri geri dönmemiştir.köyün gelişmemiş ve küçük bir köy olarak kalmasının en önemli nedeni budur.köyde kimse kalmayınca sazak, alan, durudere köylerinden birer hane bu köye göçmüş ve köy tekrar ihya edilmiştir.iki ırmağın kesiştiği yerde bulunduğundan “çat” adını almıştır.
 

ÇAMLIKAYA KÖYÜ

 

İlçenin doğusunda 23km mesafede yer alan çamlıkaya köyü iki mahalleden ibarettir.hem ordu hem’de sivas illeriyle sınırı olan çamlıkayanın çök geniş bir arazisi vardır.dolayısıyla hayvan yetiştiriciliği için son derece uyğundur.bu geniş arazi yapısı içerisinde bol miktarda su kaynağı mevcuttur.köy çevresi diğer köylerle kıyaslanamayacak kadar zenginliklerele doludur. Bunlaraa bazı örnekler vermek istersek yaylaları, geniş kırları, çağlayanları, gölleri, mağaraları, adımbaşı soğuk sularının yanında gedikyaylası, batmışyaylası, sülük gölü, döksere gölü, gındıralı gölü, subatan, kırkgözler, kıran, oylupıar, katıklıgöz, kozaklıgöz, çalınardı, ketenlik, cımk, uzunçavur, musadu, taştekne, yanıktam.harika yerlerdir.
 

ÇAMBALI KÖYÜ

 

İlçenin kuzeydoğusunda 11km uzaklıkta bir köydür.köyün kuruluşu kesin olarak bilinmemekle beraber köye ilk gelen ailenin “kadıoğulları” olduğu söylenmektedir.köyün ilk adı olan ferekse rumca bir kelimedirne anlama geldiği bilinmemektedir.önceden buralarda rumların yaşadığı bilinmektedir.köyün batısınadaki kıran dağı üzerindeki düzlüğe “saraydüzü” denilmekte buralarda bina izine rastlanmaktadır.çambalının önemli doğal güzelliklerinin başınada kirazalanı denilen ve bir doğa harikası olan yer gelmektedir.
 

ÇAKRAZ KÖYÜ

 

İlçenin 30 km kuzeyinde bir köydür.eski çakraz adıyla bilinen hebüllü köyüne çakır adınada birisi ailesiyle birlikte gelip yerleşmiştir. Çakır ailesi zamanla çoğalmış bunlardan bir kısmı şimdiki çakraz köyüne yerleşmiştir. Çakır adıda zamanla çakraz’a dönüşmüş köyün adıada bundan böyle çakraz olarak söylene gelmiştir.havası suyu son derece güzel olan çakraz köyü’nün çakraz yaylası, geniş otlaklarıve olağan üstü manzarasıyla son derce güzel bir yayladır.
 

ÇAKMAZ KÖYÜ

 

İlçenin batısında niksar yolu üzerinde 12km uzaklıktadır.1972 yılına kadar yolüstü köyünün mahallesi olan çakmak o yıl köy statüsüne kavuşmuştur.köy 1973 yılında bügünkü yerine taşınmıştır., mar ve iskan bakanlığının yaptırdığı yeni tip evleriyle çakmak modern bir köy havası taşır.
 

ÇAKIRLI KÖYÜ

 

Reşadiyenin kuzeydoğusunda ilçeye 23km uzaklıkta bir köydür.köyün ne zaman kuruldğu kesin olmayan söylentilere dayanmaktadır.köy yaşlıları köyün tarihini yedi kuşak öteye kadar götürmektedir.bu aşağı yukarı 450500 yıllık bir geçmiş demektir.köyün yedi mahalle olduğu bu gün bunlardan yalnızca çakırlının kaldığı diğerlerinin zamanla yok olup gittiği bu mahallenin adlarının ise:akça mehmet, avlakeçi, çayır, delmeler, kedi çayırı, köşkeryanı, paşabostan’dır.bir orman köyü olan çakırlı’nın çevresi oldukca güzeldir.patırdak şelalesi ve çayır gölü bunlardan bazılarıdır

 

BOSTANKOLU KÖYÜ

 

İlçe merkezine 5km mesafede yer alan bostankolu köyü ilçenin güneydoğusundadır.köyün bostankolu, gökdere, bostankolu deresi, kargı ve kargı deresiolmak üzere beş tane mezrası vardır.köy ilçe merkezine yakın olmasına rağmen ulaşım nisbeten güçlükle yapılmaktadır.köyün ne zaman kurulduğuyla ilğili kesin bilgi yoktur.bir efsaneye göre kuruluş tarihi oldukca eskidir.efsaneye göre kayseriinin ambarlı köyünde bir adam varmış.bu adam tarlasında çalışırken yanına hacı bektaşi veli’yle bir dervişi gelmiş selam vermişler.adam selamı almış fakat onlarla ilğilenmeyip işine devam etmiş bir müddet sonra adam evine geldiğinde hacı bektai veli ve dervişini evinde oturur görmüş veli hazretleri bir ok atmış ok da gelmiş bu günkü bostankolu köyüne düşmüş köylü bu zatın hacı bektaşi veli hazretleri olduğunu anlayarak gelmiş bostankoluna yerleşmiş.bostankolu bir “ocak” köyüdür. Alevibektaşi geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.bu geleneksel yapı içerisinde köylünün “görğü” dediği ve senede bir yada iki defa yaptığı bir gelenekleri vardır.bu gün buna “adalet divanı” adı verilir.köylü “görgü” gününde toplanır kurban keser, yemek yer;köyün dedesi meclis kurar bu mecliste özel sorunlar görüşülüp karara bağlanır küskünler barıştırılır kavgalılar dinlenir haklı ve haksız oy birliğiyle saptanır köy meclisi ve dedesi’nin almış olduğu karara ve yapması gereken bir hükme uymayan kişi köy halkı tarafından dışlanır.kimse onunla konuşmaz.düğününe çağrılmaz, cenazesine gidilmez.
 

BEŞDERE KÖYÜ

 

İlçe merkezinden 32km mesafede ilçenin güneybatı yönünde bir dağ köyüdür.köyün üç ayrı yerleşim yeri vardır.hasanlı, büyükbeşdere ve küçükbeşderedir
köyde hem tarla tarımı hemde bahçe tarımı yapılmaktadır.beşdere köyünde meyve de yetiştirilir en çok elma, armut, ve dut yetişir meşhur aşık topal elvan ve aşık hüseyin bu köydendir.yöresel sanatcılarımızdan Mihrican Bahar ve Murat Akkaya’da bu köydendir.
 

BAYIRBAŞI KÖYÜ

 

Reşadiyenin doğusunda vakıf yolu üzerinde ilçeye 11km mesafede bir köydür.ağaçlar arasında adeta saklanmış bir görünüm uyandıran bayırbaşı köyünün en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.tarım istenilen düzeyde yapılamamaktadır.sulama suyunun olmayışı ekilebilir toprak miktarının azlığı nedeniyle istenilen verim alınamamaktadır.hızlı göç nedeni ile hayvan sayısıda giderek azalmaktadır.köyün yaylası yellice yaylasıdır ve son derece güzel bir yayladır.orman manzaralı ve şirin bir köy olan bayırbaşının önemli bir tarihi kalıntısı yoktur.

 

BAĞDATLI KÖYÜ

İlçe merkezinin kuzeybatısında, ilçeye 8km mesafede bir köydür.son yıllarda göç olgusundan bağdatlı da etkilenmiştir.bu nedenle nufus giderek azalmıştır.arazisi oldukca verimli olan bağdatlıda her türlü tarla ve ve bahçe tarımı yapılabilmektedir.arazi sulu tarımada el verişli olmasına rağmen sulu tarımdan pek fazla yararlanılmamaktadır.ilçenin enkaliteli buğdayı burada yetişmektedir.özellikle tohumluk buğday arayanlar “eveyik” diye bilinen buğday çeşidini burada bulabilirler.köyün eski bir yerleşim yeri olduğu kesindir.söylentiye göre yavuz sultan selim’in bağdat seferinden sonra bağdat tan gelen 3 kişi tarafından kurulduğu, bundan dolayı adının bağdatlı olduğu rivayet edilmektedir.eyüpefendioğulları, musabeyoğulları, ömerkadıoğlu olarak bilinen sülaleler bu köyün çekirdeğini oluştururlar.köyde tarihi eser olarak herhangi bir kalıntı yoktur.köyün güneyinde 2km mesafede delice çayı vadisinde “ahmet vakfı” olarak bilinen bir yer vardır.buralarda bazı bulgulara rastlanmıştır.tarla çalşmaları sırasında ve küçük çaplı kazılarda 100lt alabilecek büyüklükte boş su küplerine , tuğla ve kiremit kırıklarına rastlanmaktadır.
 

ALTIPARMAK KÖYÜ

 

İlçenin doğusunda, kızılcaören grup yolu üzerinde, ilçeye 3km mesafede şirin bir köydür.köy düz bir arazide kurulduğundan yeterli miktarda tarım alanına sahiptir.iklim de ılıman olduğundan hem tarla tarımına hemde bahçe tarımına uyğundur.köyün eski adı hacı köydür.söylentilere göre bu adı almasının nedeni söyledir.reşadiyenin uzak köylerinden hac ziyaretine gidenler bu ibadetlerini tamamlayarak tekrar geri dönerler o zaman adı hacıköy olan altıparmaka geldiklerinde konaklarlar bu arda meydana gelen korkunç bir salğın hastalık, hacıların coğunun köylerine ulaşamadan ölmelerine sebep olur.o günden sonra adı hacıköy olur.
 

AKDOĞMUŞ KÖYÜ

 

İlçe merkezinin kuzeyinde 12km mesafede bir köydür.hane sayısı yaklaşık 60 dır.orman eteğine kurulu köyün hemen batısında delice çayı akar.köyün en önemli gelir kaynağı bentonittir.dünyanın en kaliteli killerinin birsinin çıktığı akdoğmuş köyündeki ocaklarda bol miktarda rezerv bulunmaktadır.eski adı pertek olan olan köyünkuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir.köyde yaşayan bir pir vardır.bu ilmiyle, irfanı ile kendisini ispatlamış bir zattır.köye bundan dolayı pirtek denmiş zamanla pertekbiçimini almıştır.köyde en önemli tarihi eser abdurrahna çavuş adında birisi tarafından yaptırılmış ancak sonradan yıkılan eski camiidir. Köyün en önemli güzelliklerinden birisi mehmet ağa gölüdür.
 

ABDURRAHMANLI KÖYÜ

 

İlçe merkezinin güneydoğusunda, ilçeye 37 km uzaklıkta yer alan abdurrahmanlının toplam nufusu yaklaşık 48 dir. Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak çeşitli rivayetlere göre ilk kurulduğunda 7 hane kadarmış. Köyün adı bu yedi haneden birinin adından dolayı abdurrahmanlı olmuştur. Ekilebilir toprak miktarının az oluşun dan dolayı köyün nufusu giderek azalmaktadır.reşadiyeye ulaşım imkanı oldıkca kısıtlıdır.köyün ekonomisi daha cok gurbette hamam işletmecisi veya işcisi olarak çalışanların kazançlarına bağlıdır.köyde elektrik ve telefon mevcuttur



Cem Radyo 96.4
Yön Radyo 96.6
Üye Girişi
Facebook
Anket
Web Sitemizi Beğendiniz mi ?


YukariCik